Uyuyan Dev mi, Unutulan Hazine mi?

Elazığ’ın maden zenginliği üzerine düşünelim, konuşalım, tartışalım ki kazanan El-Aziz olsun.

Türkiye’nin doğu topraklarında, Fırat’ın kenarında bir il var ki, yeraltı kaynakları bakımından adeta bir hazine sandığı…

El-Aziz…

Ülkemizde maden çeşitliliği EN FAZLA olan il olarak bilinen Elazığ’ımız, krom, bakır, kurşun, çinko, demir, manganez ve mermer gibi değerli madenlerle dolu.

Özellikle Guleman bölgesi, yıllardır krom cevherinin ana vatanı olarak anılıyor ve bu madenler Türkiye’nin ihracatına önemli katkı sağlayabilecek potansiyele sahip.

Bu zenginlik ne yazık ki yeterince değerlendirilemiyor. Yeterli çalışma, yatırım ve planlama eksikliği nedeniyle, Elazığ’ın madenleri toprakta yatıyor, ekonomi ise bu fırsattan mahrum kalıyor.

Düşünün ki, bir ilin altında en az 30 milyar dolarlık rezervler yatıyor…

Evet, yanlış okumadınız, Elazığ’da bulunan bu devasa bakır ve diğer maden rezervleri, doğru yönetilse ülkenin cari açığını bile kapatabilecek nitelikte.

Maden ilçesi, tarih boyunca bakır üretimiyle başlamış, Keban’da gümüş ve kurşunla devam etmiş bir mirasa sahip.

Ama gelin görün ki şehrimiz bu noktada olması gerektiği yerden çok ama çok uzakta.

Neden mi?

Yeterli jeolojik araştırma yok, modern teknolojilerle yeni rezervler keşfedilmiyor.
Üstelik, mevcut çıkarma faaliyetleri bile sorunlu. Yakın zamanda da gündeme gelen “Maden ilçesinde hafriyat dökümü nedeniyle heyelan riski artıyor, mahalleler tahliye tehlikesiyle karşı karşıya.” Haberlerini ve uygulamaya alınmak istenen eylem ve tedbirleri birlikte hatırlayalım.

Yine geçtiğimiz yıllarda yaşanan göçükler ve iş kazaları, madencilerin canını hiçe sayan bir sistemin sonucu yitip giden hayatlar ve ateş düşen aileleri unutmayalım.

Bazı şirketlerin plansız faaliyetleri, çevre felaketlerine kapı aralıyor ve halkı mağdur ediyor.

Bu tablo, sadece Elazığ’ın değil, tüm Türkiye’nin kaybı.

Madencilik sektörü, doğru yönetilse istihdamı artırır, bölgeler arası kalkınmayı sağlar. Ekonomiye can verir.

Ama ne yazık ki, kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli planlar ihmal ediliyor.

“Maden zenginliğimizi değerlendireceğiz” diyenler çok oldu ama sahada, şehirde, istihdamda,ekonomimizde, bölgemizde değişen bir şey yok.

Çalışma koşulları yetersiz, toplu iş sözleşmeleri tartışmalı ve çevre koruma önlemleri kağıt üzerinde kalıyor.

Elazığ gibi bir il, neden Avrupa standartlarında madencilik yapmasın?

Neden yeni rezerv keşifleri için AR-GE yatırımları yapılmasın?

Elazığ’ın madenleri, uyuyan bir dev.

Ama bu devi uyandırmak için yeterli çalışma şart.

Hükümetimiz, yerel yönetimlerimiz ve özel sektör el ele vermeli; çevreci teknolojilerle çıkarma yapılmalı, işçi güvenliği ön planda tutulmalı.

Aksi takdirde, bu zenginlik toprağın altında kalacak, biz de “keşke” diyeceğiz.

Elazığ’ı ve madenlerini hak ettiği yere taşımak, sadece bir ilin değil, ülkenin geleceği için zorunluluk.

Umarım bu yazı, bir kıvılcım olur ve harekete geçilir.