Bu Çocuklar Bizim Geleceğimizdi.

Bu çocuklar bizim geleceğimizdi.
Şimdi bazıları katil, bazıları kurban.
Okullar bilgi yuvası olmalı, mezarlık değil.
Aileler, öğretmenler, devlet, medya…
Hepimiz sorumluyuz.
Çocuklarımızın suçla anılması ya da suça meyletmesi bundan birkaç yıl önce konuşulsa vereceğimiz tepki alaycı bir şekilde gülerdik ve eklerdik. Yok ya sıkıyorsa yapsın!
Neden mi?
Çünkü; bizim çocukluk yıllarımızda yani 90’lı yıllarda bırakın suça bulaşmayı mahallede aramızda çıkan anlaşmazlıklar sonrasında sesimiz yükseldiği anda hemen birileri ya kulağımızı çekerdi, ailemizden biri gördüğünde ilk bize kızardı ya da bizi sakinleştiren bir telkinde bulunurdu. Sonrasında olay tatlıya bağlanır. Günlük sokak rutinimiz devam ederdi.
Yani iğneyi ilk önce kendimize batırır çuvaldızı başkasına batırırdık.
Eğer bugün yaşananlara sesiz kalırsak; bir çocuk daha demeye devam edersek, yarın; bir okul daha diyeceğiz.
Durdurmak elimizde.
Empatiyle, disiplinle, gerçekçi politikalarla değerlendirmeler yapılmalı.
Alınacak tedbirler bu bağlamda değerlendirilmeli.
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullarda öğretmenlerimizin elini aileler olarak güçlendirmeliyiz.
Hepimiz çocukken okulda öğretmenimizden arkadaşımız yüzünden bir fiske ya da bir fırça yemişizdir.
Sebebi ne olursa olsun ailemiz olaydan haberdar olduğunda okuldaki öğretmene değil ilk bize hesap sorar veya uyarır duruma göre azarlardı.
Evet öğretmende insandır yanlış yapabilir ancak o öğretmen yeri geldiğinde gözünü kırpmadan kendi canını hiçe sayıp öğrencisinin üzerine kapanarak hayatını yok sayar ki, yetiştirdiği fidan solmasın.
Eğitim ailede başlar, göz bebeği çocuklarımızı önemsemeliyiz.
Kahvehane ya da oyun lokalinde boşa zaman harcayan baba, evde telefonda zaman geçiren anne, yeğenlerinin hatasını yok sayan amca, dayı, teyze…
Artık toparlanma vakti.
Evlatlarımızı, ailemizi dijital dünyanın esiri, kölesi olmaktan kurtarmalıyız. Ahlak ve maneviyatımızı iyileştirme, uzaklaştığımız değerlerimize özümüze geri dönme vakti.
Dinimize, örfümüze, ananelerimize, değerlerimize olan ihtiyaçlarımızı halen göremiyorsak, halen kolektif bir biçimde tedbirler alamıyorsak bu yangın daha çoook büyür.
Gövdemizi taşın altına koyma vakti gelmiştir.
Yoksa masum çocuklar ölmeye, pencerelerden atlamaya, öğretmenler sınıfta can vermeye devam edecek.
Sen, ben yok.
Bu üzüntü,
bu keder,
bu sorumluluk veya sorumsuzluk…
Kısacası bugün yaşanan utanç hepimizin.