Elazığ’ın Sadık Evlatlara İhtiyacı Var

Elazığ’ı seven herkesin konuşması ya da haykırması gereken bir gerçek var.
Bu şehir abiye, ablaya, amcaya, babaya muhtaç değil. Sadık evlatlara muhtaç.
Yıllardır dışarıdan gelen kurtarıcılara, büyüklerimize, “Destek” adı altında uzatılan ellere alışamadık.
Her seçimde benzer süreçler yaşandı.
Biz size sahip çıkacağız.
Halbuki asıl mesele kimin kime sahip çıkacağı!
Elazığ, tarih boyunca kendine sahip çıkmayı bilen bir şehirdir. Harput’un kadim ruhu, dağların dik duruşu, ovaların bereketi, evliyaları, kültürü, yaşanmışlıklar boşuna değil. Bu topraklar, nice badireyi atlatmış, nice ihaneti görmüş, nice dostun arkadan vuruşuna şahit olmuş.
Artık rol kesenlere, vitrinlik figürlere, ben gelirsem her şey düzelir edasına tahammülümüz kalmadı.
Hizmet lafı çok edildi. Peki o hizmet kime, nasıl ve hangi niyetle yapılacak?
Sadık evlat, önce bu şehrin derdini kendi derdi bilir. Sabah kalktığında aklına ilk Elazığ’ın sokağı, işsiz genci, göç veren köyü, okuyan ama memleketinde kalamayan evladı gelir. Hasbi’dir. Hesap yapmaz.
O, makam için değil, memleket için ter döker. Makam gelirse hizmetine aracı olur, makam gitse de hizmeti bitmez. Çünkü o, Elazığ’ın evladıdır.
Kiralık değil, öz evlattır.
Abiler, ablalar, amcalar, babalar, dayılar dışarıdan çok geldi. Allah var, bazıları samimiydi, helal olsun dedik. Ama çoğu, gel geç projelerle, fotoğraflık açılışlarla, buraya da bir şey yaptık raporuyla avundu ve avuttu.
Şehrin hafızasına kazınan işler ise hep o sadık evlatların, o inatçı, o gece gündüz koşturan yerel evlatların eseri oldu.
Hastane, yol, okul, fabrika Vs…
Hepsi güzel. Ama; asıl mesele o eserlerin arkasındaki niyet ve devamlılık. Bir şehri kalkındırmak, sadece beton dökmekle olmaz. İnsanını burada tutmakla, gençlerini umutlandırmakla, yaşlısını gururlandırmakla olur.
Elazığ artık kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Kendi evlatlarının alın teriyle, kendi aklıyla, kendi iradesiyle yönetilmek istiyor.
Sadık evlat, rant peşinde koşmaz, koltuk sevdasına kapılmaz, ben olmasam bu iş yürümez kibrine girmez. O bilir ki asıl kahraman bu şehirdir; kendisi sadece bir HİZMETKARDIR.
Ey Elazığ’ın yiğit evlatları!
Bu şehrin size ihtiyacı var.
Nezaketle, çalışkanlıkla, dürüstlükle, cesaretle…
Siyaset yapacaksanız da, bürokraside olacaksanız da, iş dünyasında olacaksanız da, sivil toplumda olacaksanız da önce “Elazığ için ne yapabilirim?” diye kendinize sorun. Hayaliniz olsun.
Gerisi zaten Allah’ın izniyle gelir.
Elazığ, işte o evlatlarla daha da yükselecek.
Ve o gün geldiğinde, ne bize sahip çıktılar diyeceğiz, ne de bizi kurtardılar.
Sadece gururla şöyle haykıracağız
KENDİMİZ BAŞARDIK, EVLATLARIMIZLA BAŞARDIK.
Abi, abla, dayı, amca ya da baba geçinenlere değil,
Bu şehrin SADIK EVLATLARINA selam olsun.