SİYASETİN TEK LİMANI AHLAKTIR.

Yaz Kızım 200 Torba Çimento, 10 Kamyon Çakıl…
Şener ŞEN ile Yeşilçam filmlerinde izlediğimiz ve akıllarda kalan o sahneyi hatırlıyoruz.
Sonrasında akşam saatlerinde ajanslarda üzülerek takip ettiğimiz, Türk siyasetine ve siyasetçisine yakışmayan görüntüler…
Siyaset sahnesindeki bazı isimlerin, halkın emanet ettiği makamların ağırlığını taşıyamayıp özel hayatlarındaki savrulmalarla gündeme gelmesi, kamuoyu vicdanında derin yaralar açmaya devam ediyor.
Gündüz meydanlarda “halkçılık” nutukları atanların, gece karanlığı çöktüğünde hangi “odalarda” kimlerle neyin hesabını yaptığını, millet artık ibretle izliyor.
Seçmenin karşısına geçerken takınılan o vakur maskeler, otel koridorlarında, kadeh sesleri ve skandal baskınlarla birer birer düşüyor.
Mesele kimsenin özel hayatı değildir; mesele, temsil edilen makamın haysiyeti ve o makama duyulan güvendir. Vatandaş geçim derdiyle boğuşurken, şehrinin geleceğini emanet ettiği belediye başkanlarının veya haklarını savunsun diye Ankara’ya gönderdiği vekillerin adının “otel odası baskınları” ve “alkol duvarını aşan rezaletlerle” anılması, siyasi bir tercihten öte, bir ahlak sorunudur.
Millet Hizmet Beklerken, Onlar Sefa Sürüyor
Halkın vergileriyle finanse edilen imkanları, şahsi zevklerin ve kontrolsüz eğlencelerin yakıtı haline getirenlerin, millete söyleyecek tek bir sözü kalmamıştır.
Bir tarafta “liyakat” ve “adalet” sloganları atacaksınız, diğer tarafta kontrolünü kaybetmiş bir sarhoşluğun içerisinde, otel odalarında basılacak kadar savrulacaksınız…
Bu, sadece o şahısların değil, onları o koltuklara oturtan zihniyetin de iflasıdır.
Siyaset, bir “Lale Devri” sefası değil, bir ateşten gömlektir.
O gömleği giyenler, sadece meclis kürsüsünde değil, kapalı kapılar ardında da o ağırlığı taşımak zorundadır.
Milletin sofrasında zeytin hesabı yapılırken, lüks otellerin izbe köşelerinde yaşanan bu “modern zaman rezaletleri”, halkın iradesine yapılmış en büyük hakarettir.
Maskeler Düştü, Gerçekler Ortada
Şimdi çıkıp “özel hayat” kalkanının arkasına sığınmaya çalışacaklar.
Hayır! Kamu hizmetine talip olanın hayatı, attığı her adımda topluma örnek olmak zorundadır. Milletin helal oylarıyla yükseldiğiniz o koltuklar, size kontrolsüzce savrulma özgürlüğü değil, vakur bir duruş sergileme sorumluluğu yükler.
Bu skandalların failleri bilmelidir ki; o otel odalarından sızan sadece sarhoş naraları değil, bir siyasi anlayışın çürümüşlüğüdür.
Halk, kendisini unutup keyif çatana ilk sandıkta hak ettiği dersi verecek; bu “sarhoşluk” hali, milletin tokadıyla son bulacaktır.